17 Kasım 2013 Pazar

Mehmet Efe 'Mızraksız İlmihal' kitabından

Karanlık bir dünyaya küçük beyaz noktalar bırakan, cevheri küskünlük olan kozmik böcekleriz biz.
Gün gelir tek çizgide birleştirilir gün gelir yazgının küçük bir hareketiyle siliniriz.
Zaten bize zindandır, çöldeki vahadır hayat.
Mühlet dolar gideriz.
Ve şeytanın insafında terkedilmiş değiliz.
Yasak çiçeklerin özverisi açıklar bizi belki buruk huşularla
Lacivert günahlarla ya da bilge kılmasıyla ölümün Peygamber şiirlerine döneriz...


Size anlatmalıyım
ağlamamaya çalışarak herşeyi
çünkü ağlamak
belge kılmaz sözlerimi
ağlamak sözün en güçlüsü
ama en anlaşılmazıdır...



Sebep? :)

Televizyonun hayatımıza girişini anlatan "Vizontele" filminden bir diyalog:

-Bu nedir?
-Vizontele'dir hanım
-Ne işe yarıyor?
-Dünyayı evimize getirecek.
-Sebep?
Hiç olmuştum sanki. Heba olmuştum. Yorulmuştum ben anne. Perde açılmış, sahnede bir tek ben, bir tek hiç vardı. Ben yoktum anne. Hayatın üzerimde bıraktığı izler, derinlere işleyip yok etmişti beni. Keşke duyabilseydin anne, keşke kendi çığlığımı duyabilseydim, benim bile duyamadığım çığlığım yardım edemedi bana. Ben yok oldum anne...