M.Ö. 460-370 yılları arasında yaşamış olan Demokritus'un "doğa bölünmez parçacıklar olan atomlardan oluşmuştur." fikrini ortaya atmasıyla başlayan atom serüveninde o tarihlerden bu tarihlere kadar çok şey söylendi. John Dalton'un 18. yüzyılda ilk bilimsel çalışmasıyla tespit edilen ama "bölünemez" olduğu düşünülen atomun bölünebildiği, içinde daha küçük parçacıklar bulunduğu ise 1900lü yılların başlarında Ernest Rutherford tarafından bulundu. Rutherford "proton"u keşfeden adamdı. 1930lu yıllarda ise Schrödlinger ve Heisenberg gibi bilim adamlarının çalışmalarıyla modern atom teorisi geliştirildi. Bu kadar beklemeye gerek varmıydı? Kuran'ın bundan 1400 yıl önce bize "atomun bölünebildiğini" söylediğini düşünürsek, cevabımız hayır olur. Sebe Süresi 3.ayette "Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca hiçbirşey O'ndan uzak (saklı) kalmaz. Bundan daha küçük olanı da daha büyük olanı da istinasız, mutlaka apaçık bir kitapta yazılıdır."
Zerreden daha büyük olanı anladık ama zerre zaten tdk'nın tanımına göre çok küçük parçacık demek. "Zerreden daha küçük" diye bahsedilen ne olabilir?
"... Ne yerde ne gökte zerre ağırlığınca bir şey Rabbinden uzak (ve gizli) kalmaz. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü yoktur ki apacık kitapta bulunmasın." Yunus Süresi, 61
İşte bir ayet daha! Zerreden daha küçük diye bahsedilen (doğrusunu Allah bilir.) atomun içindeki parçacıklardır. İnsanoğlunun 20.yüzyılda eriştiği bilgileri Kuran-ı Kerim 1400 yıl önce söylemiştir. Velhasılı kelam bilimi kendi tekelinde zannedip dinin bilimi engellediğini öne süren zevat için bu bir tokattır. Yer ve gökler ve bunların arasında bulunan herşey Allah'ın olduğundan, bilimde Allahındır.
"Varlığımızın delillerini, (kainattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki, o Kuran'ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. Rabbinin herşeye şahit olması yetmez mi?" Fussilet Süresi, 53
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder